• Sosyal Medya
  • Sosyal Medya
  • 0216 567 29 06 - 0 533 342 49 45

Obezite Tedavisi

Obezite Tedavisi


Türkiye’de her 3-4 kişiden biri şişman. Evet yanlış duymadınız obezite oranı ülkemizde %30-40 civarında. İnsan sağlığını, fiziğini, metabolizmasını ve psikolojisini bozan obezite hastalığı ihmal edildiğinde tedavisi çok zor bir hale geliyor. 
İyi bir motivasyonla(kararlılıkla), hastanın da etkin katılımıyla başlandığında, doktor, sağlıklı bir metabolizma sağlanarak, iştah kontrolü ile-doğru beslenme planını birleştirip, uygun egzersizlerle destekleyince, birazda sabır eklendiğinde kilo vermek çok kolay hale gelmektedir.
 
Obezite tedavisinde ne yapılır?


Doktorun hastayı tedavi edebilmesi için onu iyi tanıması gerekir. Bunun için doktor hastanın şikayetlerini dinlemeli, hikayesini almalı, muayenesini yaptıktan sonra gerekli testler ve tetkikleri istemelidir. Elde edilen tüm veriler ışığında kilo vermeyi zorlaştıracak tüm unsurlar düzeltilmelidir(tedavi edilmelidir). Kilo vermeyi kolaylaştıracak adımlar atılmalıdır. Yeme davranış bozukluklarının nedenlerine inmeli, duygusal açlığın çözümlerini bulmalı. Uygulanacak egzersiz hastayla birlikte seçmeli ve kilo verme sürecini hastaya anlatarak başlanmalıdır. Hastayla birlikte belirlenecek uygun aralıklarla kontroller yapılarak en etkili zamanda kilo kaybı hedeflenmelidir.

Medikal tedavide ne yapılmalı?

Öncelikle hastanın kilo aldıran bir ilaç kullanımı varsa onu bırakabilme durumu araştırılmalıdır. Örneğin; insülin kullanan bir şeker hastasının, kortizon kullanan bir romatizma hastasının, vitamin ilacı kullanan bir anemi hastasının, antidepresan kullanan bir depresyon hastasının tedavisinde kilo aldırmayan alternatifleri var mı? Tansiyon ilaçlarından ödem yapanların alternatifi var mı? Kabızlık yapan bir ilacı kullanıyor mu? Gibi soruların cevapları bulunmadan kilo vermek kolay olmaz. 
İnsülin direnci düzeltmek, iştah kontrolünü sağlamak, metabolizma hızını arttırmak, bağırsak hareketlerini düzenlemek, vücuttaki şişliği(ödemi) gidermek ve eşlik eden rahatsızlıkların tedavisini yapmak doktorun sorumluluğundadır.

Tarçın, stevia, yeşil çay gibi bitki çayları ve probiyotikler dışında alternatif bir gıda takviyesi veya bitkisel ilaç kullanılmaz. Tedavide kullanılan ilaçların hepsi medikal ilaçlardır.

Kliniğimizde uygulanan diyet şekli nasıldır?


Ana öğün ve ara öğün sayısını olabildiğince insan fıtratına uygun, kişinin hayatını kolaylaştıran ve diyet sürecinden sıkılıp uzaklaşmasını engelleyecek şekilde belirlenir. Aç kalmamak için sıklıkla yemek yerine, daha az öğünle açlığa tahammül etmek hedeflenir. Günde 6-7 öğün beslenme yerine 3 veya 4 öğün (en fazla 4 veya 5 öğün) beslenme amaçlanır. Bu sayede kilo verdikten sonra da tekrar şişmanlamanın önüne geçilmiş olur.

 

Obezite tedavisinde Psikolojinin önemi nedir?

Hastanın kilo almasına neden olan duygu ve davranışların tespit edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kilo verdikten sonra kilo artışı kaçınılmazdır. Kişinin geçmişte yaşadığı sorunların yemek yeme davranışlarına etkisi araştırılmalı, yemek yerken yaşadığı duygu-durumları tespit edildikten sonra alternatif davranışlara değiştirmeye çalışılmalıdır. Kişinin ailesi ve yakın çevresi ile ilişkilerinin yemek yeme alışkanlıklarına etkisi bulunur. Kilo kaybı sonrası stres durumlarında tekrar eski yanlış yeme alışkanlıklarına dönme olasılığı yüksek olduğundan psikoterapi uygulanabilir. Bu sayede hastaya daha sağlıklı başa çıkma davranışları ve akılcı düşünme becerileri kazandırılmış olur. 

Obezite tedavisinde egzersizin yeri


Yapılması gereken egzersiz çeşidini belirleyen birçok değişken vardır. Tüm bunlar iyi bir şekilde analiz edilirse kişiye özgü egzersiz bulunabilir. Kliniğimizde kas dinamometresi uygulanarak hastaların kas gücü tahmin edilmekte ve yapılacak egzersizin çeşidi hastaya anlatılmaktadır. Kas gücü düşük olan bir hastanın yapacağı egzersiz elbette kas gücü iyi olan birinden farklılık gösterecektir.

Sadece diyet ve ilaçlarla kilo vermek yerine asgari yapılması gerekli egzersiz eşliğinde verilen kilolar sağlık ve istikrar getirir. Kilolu hastalarımızın egzersiz programını uygularken dikkat etmesi gereken en önemli konu, enerji harcamasını artırırken yaralanma riskini en düşük düzeyde tutmaktır. Önerilen egzersiz programı, bireye özgü olmalı, eğlenceli, uygulanabilir ve bireyin günlük yaşam alışkanlıkları ile uyumlu olmalıdır. Örneğin; her gün veya en az haftada 5 gün 1 saat yapılacak olan yürüyüş başlangıçta çoğu kişi için yeterli olmaktadır. Elbette bel fıtığı, dizde kireçlenme, romatizmal hastalıklar, ileri yaş gibi durumlarda özel egzersiz programlarına ihtiyaç duyulmaktadır.


Obezite tedavisinde süre nedir?


WHO(dünya sağlık örgütü) kişinin başlangıç kilosunun %10’unu 6 ayda vermesini sağlık yönünden büyük kazanç olarak tanımlar. Kliniğimizde ise %10 kilo kaybı hedefine 3-4 ayda varılması amaçlanır. Tabi ki tüm hastalarımızın en kısa zamanda hedefine varmasını isteriz. Kilo verme hızından ziyade kalıcı kilo verme elbette hepimizin isteğidir. Kilo verdikten sonra alınan kilolar ile ilgili yapılan araştırmalarda, hızlı kilo verme ile yavaş kilo verme arasında bir fark bulunmamıştır. (Obesity (Silver Spring). 2016 Feb;24(2):321-7. doi: 10.1002/oby.21346.) Dolayısıyla çoğu kişinin hızlı kilo vermek her zaman hızlıca tekrar kilo aldırır düşüncesi bilimsel bir zemine oturmamaktadır. 

Obezite cerrahisine bakış açımız nasıl?


Tıbbi ilaçların yardımıyla zayıflamayla karşılaştırdığımızda obezite cerrahisinin mortalitesi(yani ölüm riski) ve morbiditesi(yani ek hastalık oluşturma riski) çok yüksektir.  Sadece kilolu olmaktan öte, obeziteye bağlı ciddi sağlık sorunları yaşayan insanlar(hayat kalitesi çok düşük olanlar gibi) ancak bu riski göze alabilir. Ne yazık ki günümüzde sadece belli bir kilo sınırını aşan herkese yapılır hale gelmiştir.

Her geçen gün gelişen cerrahi teknikleri ve artan tecrübeyle obezite cerrahisi daha az mortalite ve morbiditeye ulaşılsa da, insan fıtratına aykırı olduğu için doğal yöntemlerin yerini tutamayacaktır. Obezite cerrahisi sonrası tekrar kilo alan ve bu nedenle kliniğimize başvuran hastaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yani sorunun %100 çözümü kesinlikle ameliyat değildir.

Yiyip de kilo almama düşüncesi yıkılmadan kalıcı sonuç alınamayacağına inanmaktayız. Kişinin ihtiyacı kadar yemesinin sağlık getireceği ve bundan vazgeçmedikçe daha uzun yıllar kilo verme yöntemi arayışına devam edileceği bir gerçektir.