• Sosyal Medya
  • Sosyal Medya
  • 0216 567 29 06 - 0 533 342 49 45

Modern diyet hurafeleri

Hurafe; asılsız, boş ve batıl inanış manasına gelen doğruluğu bilimsel olarak ispatlanamayan inanışlardır. Maalesef bilimin ve teknolojinin akıl almaz bir hızla ilerlediği günümüzde bile hurafeler her alanda karşımıza çıkmaktadır. Bu hurafelerden çok popüler olan diyet hurafelerine farklı bir bakış açısından bakmak istiyorum. Son yıllarda medyada yer alan kan grubu diyetinden esinlenerek şimdiye kadar karşımıza çıkan diyet çeşitlerinden ve bu nedenle mağdur olan insanların yaşadığı sıkıntılardan bahsedeceğim.

Çoğunu belki ilk defa duyacağınız ve belki sizi de şaşırtacak ve gülümsetecek hurafe diyetlerden bazıları: Burçlara göre diyet, Detoks diyeti, Emziren anne diyeti, Ev kadını diyeti, Fransız diyeti, Kan grubu diyeti, Karpuz diyeti, Kış diyeti, Lahana diyeti, Öğrenci diyeti, Su diyeti, Taş devri diyeti, Uzay diyeti gibi. Daha birçok hurafe diyet isimlerini gazete, televizyon ve internette bulabilirsiniz.

Bu diyetlerin de kısa bir süre sonra popülerliğini yitirip unutulduğunu görmekteyiz. Saydığım diyetlerin dışında belli bilimsel veriler ışığında hazırlanmış ve kendi içerisinde tutunduğu bir mantık noktası olan diyetlerde vardır. Akdeniz diyeti, Atkin diyeti, Dukan diyeti, Karatay diyeti ve Zone diyeti gibi. Fakat çoğunda göze çarpan yasak gıda listelerinin varlığı baştan çoğu kişinin tepkisini almaktadır. Yıllardır yenilen şeylerin aniden yasaklanacağı düşüncesi çoğumuz için can sıkıcıdır. Hiçbiri farklı yemek kültürüne sahip toplumlarda ömür boyu uygulanamaz.

Neden bu kadar farklı ve kafa karıştıran listeler mevcut derseniz, nedeni dünya üzerinde binlerce farklı gıda, beslenme kültürü, yaşam tarzı ve iklimlerin getirdiği çeşitliliğin olmasıdır. Aynı yemek listeleri ile her insanın fayda görmesi biraz zordur. Afrikalı bir yerli ile İtalyan'ın, Çinli ile Meksikalının, Kazakistan insanı ile Amerikalının aynı diyeti yapacağını ve aynı yemekleri yiyeceğini düşünmek veya hayal etmek ne kadar komik ise aynı şekilde Urfalı vatandaşımız ile Aydınlının, Erzurumlu kardeşimiz ile Rizelinin, Kayserili hemşerimiz ile Hakkârilinin aynı diyeti uygulamasını istemekte hayal olur.

Kilo vermek için diyet yapma hiçbir zaman eziyete dönüşmemeli, bitse de kurtulsam dedirtmemelidir. Amacın yaşam boyu kilo kontrolü olduğu bilinciyle, kilo aldırıcı olduğu bilinen ama yıllardır yenilen ve belli bir damak tadı oluşmuş gıdalara yasak koymadan, daha az miktar ve sıklıkta tüketerek diyeti katlanılır hale getirmeliyiz. Fakat bazı istisnalar var ki, kişi kendi iradesine güvenip belli ürünleri yasak denilecek kadar hayatından uzaklaştırabilir.

Buna en güzel örnek alkol olsa gerek. Kendimden de örnek vermek gerekirse; şekerli ve asitli sudan başka bir şey olmadığını düşündüğüm hazır meyve suları ve gazlı içecekleri nerdeyse hiç içmiyorum.
Her yörenin kendine has yemeklerinin olması bir çeşitliliktir ve yemek kültürümüz için bir zenginlik olarak görülmelidir. Kilo vereceğim diye şimdiye kadar yediklerimizi tamamen yasaklamak ne kadar doğrudur? İtalyan birine sen spagetti yemeyeceksin, Çinliye sende pirinç yeme, Amerikalıya da hamburgeri yasaklamak neyse, Kayserili hemşerimize mantıyı, Rizeli kardeşimize mısır ekmeğini veya Urfalı vatandaşımıza çiğköfteyi yasaklamak da aynıdır ve ömür boyu uygulanabilmesi ve sürdürülebilmesi çok zordur.
Maalesef bu karmaşaya birde alanında uzman olmayan Profesörlerin veya her hastalığı bitkisel yöntemlerle tedavi etmeye çalışan hekim mi? diyetisyen mi? kimyager mi? ne olduğu belli olmayan kişilerin kafaları karıştıran önerileri konuyu daha da karma karışık hale sokmaktadır. Tabi ki medyanın da bu popüler konuyu reyting kaygısıyla ekranlara taşıması ve farklı görüşlerde uzmanları canlı yayında tartıştırması kadar doğal bir şey yok. Ama tarafların kendi görüşlerini temel doğrular gibi savunması ve birbirilerini suçlamaları( kolesterol tartışmalarında gördüğümüz gibi) halkımızın kafasının daha da karışmasına neden olmaktadır.
Birde işin daha vahim boyutunda, kafası karışmış insanların bir umutla uyguladığı bilinçsiz ve bilimsel dayanağı olmayan diyet programları ve ilaçlardan dolayı hayatlarını kaybetmiş veya sakat kalmış insanlar vardır. Özel otellerde zayıflama kamplarında hayatını kaybedenler, bitkisel zayıflama haplarını kullanıp da ölenler, karaciğer-böbrek yetmezliğine yakalanalar veya midesi delinenler gibi çeşitli üzücü olayları hepiniz duymuşsunuzdur.

Engin Karagöz

Yazının devamını "Doktor Gözetiminde Zayıflama" kitabından okuyabilirsiniz…