• Sosyal Medya
  • Sosyal Medya
  • 0216 567 29 06 - 0 533 342 49 45

Kadın olmanız kilolu olmanızın nedeni mi?

Kadın cinsiyet kilo ilişkisi
 
    Obezite son yüzyılda artık hastalık olarak kabul edilen ve hızla ilerleyen ciddi bir sağlık sorunudur. Birçok ülkede özellikle kadınlarda daha sık gördüğümüz bu durum maalesef ülkemizde biraz daha ciddi boyutlara ulaşmış bulunuyor. Kadın erkek eşitliğinin maalesef obezitede kadınların aleyhinde bozulduğunu görmekteyiz. Bilindiği gibi kadınları erkeklerden ayıran temel özellik sahip oldukları doğurganlık yeteneğidir. Kadın ve erkek cinsiyet arasında o kadar çok farklılık var ki bu yazıda sadece kilo ile ilişkili olanlarına değinebileceğiz.
    Çoğu kadının baş belası olan adet öncesi tatlı yeme isteği ile başlayalım. Adet öncesi son 1-2 haftada çoğu kadında tatlı yeme isteğinde belirgin bir artış olur. Bu dönemde çoğu kadın bu dürtüsünü tatmin edebilmek için sevdiği tatlı gıdaları fazlaca yer. Sonuçta tatlı gıdalarla alınan bu ekstra kalorilerin yakılamaması sonucu kilo artışı kaçınılmaz olur. Bu durumunda her ay tekrarlanması sonucu tatlı yemek çoğu kişide alışkanlık haline gelmektedir. Bununla birlikte adet öncesi vücutta fazla su tutulması (yani ödem oluşumu) her ay geçici kilo artışlarına neden olabilmektedir.
 
    Kadınlık hormonlarının bu etkilerinden başka birde adet kanamaları ile oluşturduğu kansızlık durumu vardır. Ergenlikle başlayan ve menopoza kadar devam eden süreçte kadınlar hemen her ay adet kanamaları ile karşı karşıya kalırlar. Hele kanaması fazla olanlarda ortaya çıkan vitamin ihtiyacındaki artış tam olarak sağlanamazsa maalesef kansızlık kaçınılmaz bir sonuçtur.
 
    Vitamin içeriğinin düşük olduğu modern beslenme şekli, ergenlik, hamilelik ve emzirme ile daha da artan vitamin ihtiyacı gibi nedenler kansızlığın daha da kötüleşmesine neden olmaktadır.Halsizlik, çabuk yorulma, uyku hali, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikâyetler kişinin daha az hareket etmesine neden olup metabolizmayı yavaşlatır. Bazı kadınlar da kansızlığını doğal yollarla düzelteyim derken kilo alır. Fazladan pekmez, tahin, kuru üzüm gibi demir içeriği yüksek olan gıdalar kansızlık için faydalı olabilir ama bu gıdaların fazla kalorisi maalesef çoğu zaman kilo alınmasına neden olur.Kansızlık nedeniyle azalan iştah maalesef çoğu kez kan ilaçları veya vitaminlerle artmakta ve bu iştah artışına paralel fazla yemek yemeye başlayan çoğu kadın istenmeyen kilo artışlarıyla karşılaşmaktadır. Kansızlığın tedavisi yapılmadığında da kişinin spor yapacak isteği ve gücü kalmadığından kilo verme kapasitesi azalır. Sonuç olarak kadınlar kan yapıcı gıdaları tüketirken, kan yapıcı ilaç tedavisi alırken kilo almamak için çok dikkat etmelidirler. Belki sabah aç karna aldığınız ilaçları akşam tok kullanmanız iştahınızı daha az açacak, belki de ağızdan aldığınız kan hapları daha kısa süreli kan iğneleri ile değiştirilecektir. Bu konuda hiç çekinmeden doktorunuzdan yardım isteyebilirsiniz.
    Hamilelik ve emzirme dönemleri de kilo alma konusunda genç kadınların korkulu rüyası olarak karşımıza çıkmaktadır. Hamilelik sürecinde vücutta birçok değişiklik olmaktadır. Bunların başında da tabiî ki kısa sürede alınan kilolar gelmektedir. Gebelikte kilo artışına neden olan etkenleri sıralayacak olursak; kabızlık, bebeğin iyi beslenmesi için fazladan yemek yenilmesi, çocuğa bir şey olur korkusuyla hareketsizliğin artması gibi. Gebelikte 8-12 kilo aralığında bir artış çoğu zaman normal kabul edilmekte fakat 20-30 kilo gibi anormal artışlarda görebilmekteyiz.
    Elbette alınan bu kiloların hepsi yağdan alınmamaktadır. Bebeğin kendi ağırlığı, amnion sıvısı, plasentanın ağırlığı ve vücutta biriken ödem gibi kilo artışının büyük kısmını bu yağ dışı dokular oluşturmaktadır. Fakat alınan kilo 20-30 kilo gibi anormal rakamlar olunca bu oran tam tersine de dönebilmektedir.
    Çok şükür ki hamilelik sonrası birkaç ay içinde alınan kilonun büyük bir kısmı verilmektedir. Fakat çoğu kadın emzirme dönemindeyken, hamilelikte yağdan aldığı kiloları vermekte zorlanmakta, hatta tam tersine daha fazla kilo alabilmektedir. Bunun en büyük nedeni, emzirme döneminde annenin sütünü arttırma çabasıyla yaptığı yanlışlardır. Aslında emzirme döneminde annenin metabolizması artmıştır, süt üretmeye başlamıştır. Anne sütünün büyük bir kısmının da yağdan oluştuğu düşünülürse annenin depo edilmiş yağlarının yanması için çok ideal bir dönemde olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla hamilelik sürecinde alınan fazla yağların daha kolay eriyebilmesi için çok ideal bir zamandır emzirme. Fakat bu avantajı tam tersine çeviren bir durum vardır, o da anne sütünü arttırıcı olarak ün yapmış hurafe gıdalardır. Bunların içerisinde en tehlikeli(dolayısıyla en kilo aldırıcı) olanları şeker içeriği yüksek olanlardır. Hele bir de sütü gerçekten az olan anne adaylarının sütünü arttırması amacıyla anne ve kayınvalidesi tarafından maruz kaldığı dayatmalarla durum daha da kötüleşmektedir. Bunlara bir de emziren annenin uyku düzeninin bozulması sonucu sabah geç saatlerde uyanması ve yemek düzeninin bozulması veya daha kötüsü gece sık uyanma ve sütüm olsun diye atıştırmaların sonucu gece uyanıp yemek yeme alışkanlığı kazanılması, bebekten dolayı hareket kapasitesinin azalması gibi durumlarda eklenince kilo artışının ne kadar kolay olabileceğini anlıyoruz.
 
Engin Karagöz
 
Yazının devamını "Doktor Gözetiminde Zayıflama" kitabından okuyabilirsiniz…