• Sosyal Medya
  • Sosyal Medya
  • 0216 567 29 06 - 0 533 342 49 45

Kabızlığın doğal yollarla tedavisi

Hayatımızın bir döneminde mutlaka yaşadığımız bir durum olan kabızlık modern yaşam tarzının getirdiği bir olumsuzluk olarak görülmektedir. Farklı tanımlamaları olan kabızlığı haftada 3 günden az dışkılama sıklığı veya kuru-sert dışkılama olarak tarif edebiliriz. Tanımı kişiye indirgediğimizde, günde iki kez tuvalete gitme alışkanlığı olan birinin iki günde bir tuvalete çıkması da kabızlık olarak tanımlanabilir. Çoğu zaman utanarak veya geçer diyerek önemsemediğimiz kabızlık sorunu kronikleşerek hayatı olumsuz etkiliyor.
 
    Aşırı ıkınmalar sonucu makattaki toplar damarların şişmesiyle oluşan torbacıklar olarak bilinen hemoroid ve makat bölgesindeki yırtık olarak bilinen fissür oluşumu kabızlığın hem nedeni hem de sonucu olarak karşımıza çıkar. Kabızlık dışında bir nedenle oluşmuş hemoroid veya fissürler ağrılı dışkılamaya neden olduğundan dışkılamadan kaçmaya ve dolayısıyla kabızlığa neden olur.
    Kabızlık, şişkinliğe, karın ağrısı gibi sindirim şikayetlerine ve metabolizma yavaşlığı ile ilişkili olan kilo verememeye neden olabilmektedir. Basit uygulamalarla kabızlığın oluşmasını önlemek veya tedavi etmek mümkündür. Bunları neden ve çözüm önerileri ile sıralayalım.
 
    Diyetteki lif miktarının önemini anlayan uzmanlar günlük 30 gram lif tüketilmesini önermektedir. Bir porsiyon meyve veya sebzedeki lif miktarı yaklaşık 3 gramdır. Lif içeriği yüksek olan gıdalar sırasıyla sebze, meyve, baklagiller ve tahıl ürünleridir.
Öneri: Günlük tükettiğimiz lifli gıda miktarını arttırmalıyız. Her ana öğünde mutlaka salata yemeli ve meyveleri mümkünse kabuğunu soymadan tüketmeliyiz. Haftada iki gün baklagillerden tüketmeli ve lif içeriği yüksek olan tam tahıl ekmeği tercih etmeliyiz.
 
Su
    Bağırsakların önemli bir görevi de suyun emilmesidir. Besinler yaklaşık 8-10 metre uzunluğunda olan bağırsaklarda ilerlerken içerdiği suyun büyük bir kısmı emilir. Suyu az içenlerde vücudun su ihtiyacı fazla olmakta ve bağırsaklardaki su emilimi maksimum seviyeye çıkartılarak vücudumuz su ihtiyacını karşılamaya çalışmaktadır. Böylece dışkı daha sert hale gelmekte ve ilerlemesi zorlaşarak kabızlığa neden olmaktadır.
Az su tüketimi veya vücutta su kaybına neden olan aşırı terleme gibi durumlar da kabızlığın önemli bir nedenidir.
Öneri: Günlük su tüketimi 2-3 litre civarında olmalıdır.
 
Tuvalet alışkanlığı
 
    Kalın bağırsağın son kısmı(rektum) belli bir hacme ulaştığında çevresindeki sinir ağı ile beyne ulaştırılan sinyaller sonucunda dışkılama isteği oluşur. Bu ihtiyacını belli bir sürede gidermeyen kişinin rektum mukozasından su emilimi devam eder ve dışkı sertleşir. Kalın bağırsağın depolama alanı olan rektumun zamanla kapasitesini artar ve genişler. Burada biriken kütlece fazla ve katı olan dışkının anüsten çıkması da zorlaşır. Rektum çevresi sinir ağı ve beyin arasındaki iletişimin zamanla bozulması sonucu kabızlık kronikleşir.
 
    Vücudumuzun biyoritminde zamanlama çok önemlidir. Belli bir saatte uyumaya alışan birinin o saatte uykusunun gelmesi, yemek zamanı geldiğinde acıkma hissinin oluşması gibi belli bir saatte tuvalete gitmeye alışan birinin o saat geldiğinde tuvalete gitme isteği oluşacaktır. Bu nedenle günün uygun bir zamanını bu işe ayırmak gerekir. Bu saatlerde tuvalet ihtiyacı olmasa bile 10-15 dakika gibi bir süre tuvalette oturarak beklenmelidir. 
    Kabızlığın bir nedeni de kullanılan tuvalet tipidir. Dışkılamanın başlayabilmesi için anüs kaslarının gevşemesi ve ıkınma ile karın içi basıncın belli bir seviyeye ulaşması gerekmektedir. İnsan doğasına en uygun ıkınma durumu ala-turka tuvalete oturma şeklinde elde edilebilir.
Öneri: Tuvalet ihtiyacı ertelenmemeli ve ala turka tuvalet kullanılmalıdır. Sabah kahvaltıdan sonra tuvalete gitme alışkanlığı oluşturulmalıdır.
 
 
Egzersiz
 
    Bağırsak hareketlerimiz vücut hareketlerimizle uyum içindedir. Düzenli egzersiz yapmak bağırsak hareketlerini arttırabilir. Özellikle karın kaslarını çalıştıran hareketlerle karın içi basınç artacağından bağırsak hareketleri artacak ve dışkılama isteği daha kolay oluşacaktır.
Öneri: Düzenli yürüyüş gibi egzersizler ve özellikle sabah kahvaltısından önce hafif karın egzersizleri yapılmalıdır.
 
Hastalıklar
 
   Bağırsak hareketlerini yavaşlatan veya bağırsak içeriğinin ilerlemesini güçleştiren hastalıklar vardır. Sinir sistemi
 
 
hastalıklarından alzheimer, depresyon, felç, parkinson gibi hastalıklar. Hormon hastalıklarından hipotiroidi, hiperparatiroidi, şeker gibi hastalıklar. Bağırsak geçişini içten bozan barsak kanserleri(özellikle 50 yaş sonrası başlayan kabızlıkta kalın bağırsak kanserinden şüphelenmek gerekir) ve dıştan bası yaparak darlık oluşturan karın için tümörler, spastik kolon hastalığı.
Öneri: Belirtilen durumların varlığı veya şüphesi durumunda hekime başvurmak.
 
İlaçlar
 
    Hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kabızlık yan etkileri vardır. Bu ilaçlardan en iyi bilinenleri; idrar sökücüler, demir ve kalsiyum ilaçları, kas gevşeticiler, sakinleştirici ve uyku ilaçları, alerji ilaçları, bazı kemoterapi ilaçları, bazı uyuşturucu özelliği olan ağrı kesiciler, bazı bulantı ilaçları.
Öneri: Kabızlık yan etkisi gelişen ilaçlar uzun süre kullanılacaksa hekime danışılmalıdır.
 
Diğer durumlar
 
Uzun süren stres varlığında sempatik sistem aktivasyonu olmakta ve bunun sonucunda bağırsak hareketlerinde yavaşlama olmaktadır.
Yaşlılık da kabızlığın sık rastlanan bir nedenidir. Az yemek, az su içmek, hareketsizlik, değişik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar gibi çeşitli nedenlerle bağırsak hareketleri yavaşlar.
 
    Hamilelikte artan progesteron hormonunun barsak kaslarını gevşetici etkisi, gebelikte kullanılan vitamin ilaçlarının kabızlık yan etkisi oluşturması gibi nedenlerle kabızlık daha sık görülmektedir.
    Oruç gibi uzun süre aç ve susuz kalınan durumlarda da kabızlık sıkça görülmektedir. Aşırı koyu çay, kahve ve alkol tüketimi de kabızlığın nedenlerindendir.
 
    Bağırsak hareketlerini arttıran bazı gıdaları kabızlığın tedavisinde kullanabiliriz. Bunlardan en iyi bilinenleri; kuru kayısı-incir-erik gibi kurutulmuş meyveler, acı biber, bitki ve meyve çayları, keten tohumu, zencefil, probiyotik içeren ürünler (yoğurt, kefir gibi), magnezyum içeriği yüksek olan maden suyudur.
 
Engin Karagöz