• Sosyal Medya
  • Sosyal Medya
  • 0216 567 29 06 - 0 533 342 49 45

İnsülin Bırakma Tedavisi

 Önce diyabet hastalığının iki çeşit olduğunu hatırlatarak başlamak isterim. Tip 1 diyabet dediğimiz pankreastan insülin üretilememesi sonucu oluşan diyabet hastalığı, birde insülinin vazifesini yapamadığı için pankreasın fazla insülin üretilmesi sonucu vücutta insülin fazlalığıyla giden tip 2 diyabet hastalığı vardır. Tip 1 diyabet genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkar ve tek tedavisi insülindir. Bu hastaların insülini bırakması söz konusu olamaz.
 
İnsülini bırakma ihtimali tip 2 diyabet için geçerlidir.
    Tip 2 diyabet genellikle şişman erişkinlerde gördüğümüz bir hastalıktır. Yıllar içinde vücuttaki insülinin vazifesini tam yapamaması ile oluşan, insülin direnci dediğimiz sürecin ilerleyip kan şekerlerini kontrol edemediği anda tip 2 diyabet hastalığı başlar. Yani tip 1 diyabette insülin yokluğu, tip 2 diyabette de insülin fazlalığı vardır.
    Her ikisinde de açlık kan şekeri 126 veya tokluk kan şekerinin 200 veyahut da HbA1c'nin 6.5'un üzerinde olması hastalığın başladığını gösterir ve tanı için yeterli olmaktadır.Bundan sonra anlatacaklarım tip 2 diyabet hastalarını ilgilendirmektedir. Tip 2 diyabet hastalığında insülin direnci olduğundan hastalığın başlangıcında genellikle bu insülin direncini düzelten ilaçlar kullanılır. Tip 2 diyabetin tedavisinin aslını insülin direncini kırmak oluşturur.
Kan şekerinin düşmediği durumlarda, vücudumuzdaki pankreasın insülin üretmesini sağlayacak haplar veya insülin iğne tedavisine geçmek zorunda kalırız. İnsüline veya insülin salgılatan ilaçlara ne zaman ihtiyaç duyarız? Birincisi insülin direncini kıran ilaçları yan etkileri nedeniyle kullanamıyorsak. İkincisi, zamanla vücudunda insülin rezervi tükenmişse. Üçüncüsü de böbrek veya karaciğer yetmezliği gelişmiş hastalardır.
    Aslında ilaçların çeşitliliği hastalar açısından da hekimler açısından da büyük bir nimettir. Bazen hastalığın şiddeti, bazen ilaç etkileşimleri bazen de yan etkileri nedeniyle ilaçların birbiri yerine veya birlikte kullanılabildiğini görmekteyiz. Bu güne kadar çeşitli ilaçlar piyasa girmiş ama bir kısmı yan etkileri nedeniyle yıllar içinde kullanımdan kalkmıştır. Buna yakın zamanda piyasadan kaldırılan 'rosiglitazon' etken maddeli ilacı örnek verebiliriz.
    Şeker ilaçlarını etki gücü, kullanma kolaylığı ve yan etkileri bakımından değerlendirirsek ilaçların biri birine üstünlüklerinden söz edebiliriz. Etki gücüne örnek verecek olursam piyasada kullanılan en güçlü ilaç insülindir. Her türlü şeker hastasında kullanılabilir ve şekeri 500-600'lerden kolaylıkla 100'lere kadar düşürür. Kullanım kolaylığı bakımından günde bir kez alınan 'sitagliptin' veya 'pioglitazon' etken maddeli ilaçları örnek verebiliriz. Yan etki bakımından da yan etkisi az olan 'vildagliptin' veya 'sitagliptin' etken maddeli ilaçlara örnek verebiliriz. Tabi ki ilaç yan etkileri her hastada gerçekleşmediği gibi olduğunda da her hastada farklı boyutlarda olabilir. Mesela bir hasta insülin kullanıp 6 ayda 20 kilo alabilir, ama başka hasta çok daha az kilo alabilir. Bazı hastalarda 'metformin' etken maddeli ilaç yoğun bulantı ve ishal yapabilir, başka hastada hiçbir yan etki olmayabilir.
    Biz hekimler diyabeti tedavi ederken sadece hastanın şekerini düşürmeye çalışmayız. Diyabetin birlikte görülebileceği göz, böbrek, kalp, sinirler, damarlar gibi organlarda oluşmuş hasarları da tedavi etmeye çalışırız. Bunlardan başka tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, vitamin eksikliği gibi rahatsızlıkları da tedavi etmeye çalışırız. Tabiî ki en önemlisi eğer hasta şişman ise bununda üstesinden gelmeye çalışırız. Tüm bunları yaparken en etkili ilaçları kullanmaya çalışır ve hastanın yaşam kalitesini ve süresini iyileştirmeyi amaçlarız.
    Şeker hastalığından ve ilaçlardan özetle bahsettikten sonra başlıktaki soruyu tekrar sorup cevap vermeye çalışacağım.
 
Tip 2 diyabet hastası insülini bırakabilir mi?
    Panreas organı yeterli miktarda insülin üretiyorsa, insülin bırakma tedavisi uygulanabilir, insülin bırakmak mümkündür. Bunu da kan tahlilleri ile kolaylıkla anlayabiliriz.
    Hiçbir zaman insülin tedavisinin kötü olduğunu söylemek istemiyorum. İnsülin tedavisi birçok şeker hastası için hayat kurtarıcıdır. Fakat gerektiği zamandan önce kullanıldığında veya kullanmak gerektiği durumlarda da fazla dozlarda kullanıldığında olumsuz yan etkilerinin fazlaca olduğunu görmekteyiz. Bizim kliniğimize de başvuran hastalardan insülinlerini kestiğimiz hastalarda zaten bunlardır. Yani bu hastalar insülin kullanmaya mecbur olmayan hastalardır.
 
    Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde ve maalesef ülkemizde de, tip 2 diyabet hastaları için çok daha erken safhalarda insülin kullanımı önerilmektedir. Nerdeyse her yıl güncellenen uluslar arası ve ulusal diyabet tedavi kılavuzları hastalıkta kullanılabilecek yeni ilaçları ve yeni çalışmalar doğrultusunda yeni önerilerini yayınlamaktadırlar. Doktorlar için tedavi şeklini belirlemede çok etkili olan bu kılavuzlarda hekimlere önerilerde bulunulur. Tedavi hekimin inisiyatifine bırakılır. Yani her hekimin tedavisi farklı olabilir. Bu özgürlük sayesinde günümüzde bir şeker hastasına en az 10 farklı ilaç tedavisi uygulanabilir. Bazı hekimler daha çok insülin kullanma eğilimindedir, bazılarımızda insülini son seçenek olarak görür.
    Tip 2 diyabet hastasında hiç istemediğimiz bir şey varsa o da kilo artışıdır. Şeker hastaların fazla kilolarını vermeye çalışması şekerleri düşürücü etki gösterdiği gibi, ilaç tedavisine ihtiyacı da azaltır. Bunun aksine kilo alan tip 2 diyabet hastasının şekerleri zamanla artış gösterir ve tedavisinde yeni ilaçlar kullanmak, kullandığı ilaç veya insülinlerin dozunu arttırmak gerekir. Bu nedenle diyabet tedavisinde ilaçları ikiye ayırırım; kilo aldıran diyabet ilaçları ve kilo aldırmayan diyabet ilaçları.
    Bizim kliniğimizde hastalara diyabet ilaçları yazarken en önemli hususu kilo durumu oluşturur. Hastalara kilo aldıracak ilaçları mecbur kalmadıkça yazmayız, hatta kliniğimize başka hastanelerde takipli hastalar geldiğinde ilk işimiz kullandıkları kilo aldıran ilaçları kesmek olur. Bu nedenle asistanlık yıllarımdan kalma bir alışkanlıkla insülin kullanan hastaların mümkünse insülinlerini hep kesmeye çalıştım. Son yıllarda insülinini kestiğim hastaların sayısı üç yüzü geçti, bir yıla kalmaz bu gidişle bini de geçer.. Artık insülin kullanmak istemeyen hastalar bir şekilde kliniğimize (diğer insülini bırakan hastaların önerisiyle) başvuruyor, kullandığı insülinden tabiri caizse kurtulmak istiyor. 'Hocam 20 yıldır insülin kullanıyorum, artık bıktım her yerim delik deşik oldu, beni kurtarın.'diyen hastaların büyük bir kısmında insülinleri bıraktık ve şekerlerinde daha iyi değerleri yakaladık.
  Tabi insülini bırakan hastaların en büyük avantajı kilo vermelerinin mümkün olmasıdır. Mümkün olmasıdır tabirini kullanmamın nedeni insülin kullanırken kilo vermek neredeyse imkânsızdır. Zaten fazla kilo aldırıcı özelliği olan insülini kullananların kolay kilo vermesi nasıl düşünülebilir ki? Kilo vermeyle insülin direnci azalmakta ve kullanılan ilaçlarında etkinliği artmaktadır. Bu nedenle insülin bırakmaya karar verdiğimiz bir hastaya mutlaka kilo verebilmesi için uygun diyet ve egzersizleri de veririz. Bu sayede hem insülini bırakmış olur hem de kilo vermiş olur.
 
Engin Karagöz